MINI Yoldan Çıktı!
Countryman ile ilk defa, MINI ailesine 4 tekerlekten çekişli veya 4 kapılı bir versiyon eklenirken, yılın son çeyreğinde Türkiye yollarına çıkacak bu küçük SUV, efsanevi Go-Kart hissini araziye yansıtacak! Bir MINI’niz var ama arazi kullanımını seviyor, macera arıyorsunuz ve artık markanın size sunduğu şehir içi maceralardan sıkıldınız, farklı bir şey istiyorsunuz. Eğer böyle bir kullanıcıysanız ve MINI’den başka otomobil kullanmam diyorsanız, artık gerçekten de kullanmanıza gerek kalmayacak. Çünkü MINI, Countryman modeli ile deyim yerindeyse kullanıcılarını yoldan çıkartmak istiyor. MINI’nin dördüncü modeli olan Countryman, markanın farklı kitlelere ulaşmak istemesinin bir sonucu ve daha önce tanıttığımız Beachcomber Concept’ten ilham alınarak geliştirildi. Araç MINI ile SUV arasında bir köprü niteliği taşıyarak aradaki boşluğu doldurmayı hedefliyor. Tasarım olarak klasik MINI özellikleri taşısa da, yerden yüksekliği, dört kapılı yapısı ve yüksek tavanıyla alıştığımız MINI’lerden olmadığını açıkça ortaya koyuyor. 4 tekerlekten çekiş sisteminin opsiyon olarak sunulduğu araç, bu sayede kolaylıkla yoldan çıkmanıza olanak veriyor. Kabin içindeyse büyük hız göstergesi, ortada yer alan devir göstergesi ve şalterler gibi MINI karakteristik özellikleri, değişken arka koltuk yerleşimi gibi yenilikçi özelliklerle kombine edilmiş. Standart olarak iki koltuklu olarak alınabilen arka koltuklar istenildiğinde ücretsiz olarak, 3 kişilik olarak da tercih edilebiliyor. 130 mm öne-arkaya hareket edebilen arka koltuklar sayesinde aracın bagaj hacmini 350-440 litre arasında değiştirebilmek mümkün. Ayrıca tüm koltukların tamamen yatması halinde bu hacmi 1170 litreye kadar çıkartabiliyorsunuz. Araçta diğer MINI modellerinden tanıdığımız üç benzinli ve iki dizel motor kullanılıyor. Güçleri 90’dan (One D Countryman) 185 HP’ye (Cooper S Countryman) uzanan motorların hepsi 1.6 lt hacminde. Cooper S Countryman modelindeki turbo beslemeli güç ünitesi ilk defa TwinScroll turbo, direkt enjeksiyon ve Variable Valve Management sistemiyle donatılmış. Aracın 0-100 km/s hızlanması 7.6 saniye olarak belirtilirken maksimum hızı 215 km/s. Bunların dışında start-stop, vites değişim uyarısı, fren enerjisi geri dönüşüm sistemleri de Countryman’in tüm versiyonlarında alınabiliyor. Tüm modellerde 6 ileri manuel şanzıman standartken, 6 kademeli otomatik şanzıman isteğe bağlı olarak tercih edilebiliyor. Countryman, MINI ailesinde 4 kapılı olan ve “ALL4” adı verilen 4 tekerlekten çekiş sistemini kullanan ilk model. Sürekli 4 tekerlekten çekiş olan ALL4 sistemi, son dişli üzerine konumlandırılmış elektrohidrolik bir diferansiyel aracılığıyla çalışıyor. Normal şartlarda motor gücü yüzde 50 oranında arka lastiklere iletilirken, şartların ağırlaşması durumunda gücün tamamı bir aksa gönderilebiliyor. MINI, diğer modellerinde olduğu gibi Countrymen’de de, geniş kişiselleştirme olanağı sunarak markanın en önemli özelliğini de unutmuyor. John Cooper Works kitiyle de sahip olabileceğiniz Countrymen, bu kit sayesinde standart modellere oranla yere 10 mm daha yakın durabiliyor. Sanırız artık tarz sahibi bir şekilde yoldan çıkma vakti geldi! |
Yeni BMW X1
Eğer BMW X1 konseptinin iri göründüğünü düşünüyorsanız, haklısınız. 4457 mm uzunluğundaki otomobilin iz genişliği 2760 mm ki bu X3′ten yalnızca 108 mm daha kısa ve 35 mm daha dar. Muhakkak BMW, bu kadar benzer boyutlara sahip SUV’unun, abisinin satışlarına nasıl etki edeceğini düşünmüştür. Otomobil daha önce sanıldığı gibi 1-serisi değil, E90 3-serisi platformunu kullanıyor. Bu da demek oluyor ki içinde turbo destekli dört ve altı silindirli motorlarla dizellerin bulunduğu, daha güçlü bir motor gamı bekleyebiliriz. Şanzıman seçenekleriyse alti-ileri manuel ya da sekiz-ileri otomatik olacak. X6′nın yerini tutmaz ama fena değil. Fiyatı da daha uygun tabi Türkiye’de vergi de eklenince çok daha pahalı olur. Hoş tasarıma sahip. |
Yeni Focus Tekrar Karşınızda
Bir yanda galon, diğer yanda litre, bir tarafta mil, diğer tarafta kilometre… Amerika ve kıta Avrupa’sı arasındaki ölçü birimleri dikkate alındığında kendini gösteren fark, söz konusu otomobiller olduğunda da karşımıza çıkıyor. Avrupa ve Amerika pazarlarında satılan ve aynı adı taşıyan otomobiller arasında da geçerli olan değişiklikler, küresel ekonomik kriz sonrasında ortadan kalkmaya aday. Bu hamlenin ilk adımını Fiesta’nın Avrupa versiyonunu çok küçük değişikliklerle Amerika’da satışa sunarak atan Ford, kompakt temsilcisi Focus’un üçüncü neslinde de benzer bir stratejiyi benimsiyor. 2010 Detroit Otomobil Fuarı’nda tanıtılan yeni Ford Focus, hem Avrupa hem de Amerika pazarlarında, motor seçenekleri dışında aynı otomobil olarak satılacak. 1998 yılında yollara çıkan birinci neslinde, sınıfı için radikal olan tasarımına eşlik eden çok sportif sürüş özellikleriyle, rakiplerinden sıyrılan ve Ford’un sportif imajını arttıran Focus, ikinci neslinde daha kabul edilebilir bir tasarıma kavuşurken, Amerika ve Avrupa versiyonları ikinci nesillerinde birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmışlardı. 2011’in ilk çeyreğinde satışa sunulacak olan üçüncü nesil, birbirinden çok farklı olan iki pazar için de ortak hale gelirken, üçüncü nesil Focus, bü yönü ve yıllık 2 milyonluk üretim hedefi yle, Ford için gerçek bir dünya otomobili. Ford’un gözbebeği konumuna gelen ve Amerikalı üreticilerin kompakt sınıfa yönelmelerinde önemli rol oynaması beklenen üçüncü nesil Focus, Ford’un Avrupa’daki merkezi Köln’de geliştirilmiş. Üreticinin “kinetik tasarım” felsefesinin son basamağını yansıtan yeni Focus, her şeyden önce gösterişli ve sportif tasarımıyla insanı etkileyen bir otomobil haline gelmiş. Bunda Türk tasarımcı Murat Güler’in büyük payı var. İlk etapta hatchback ve sedan karoserleriyle tanıtılan yeni Focus, kaslı motor kaputu, üç parçalı tamponu ve dört bir yandaki kat izleriyle kendinden emin ve güçlü bir yüze sahip. Geriye doğru yükselen omuz çizgisine eşlik ederek alçalan tavanıyla coupe’lerden izler taşıyan hatchback versiyon, aynı zamanda küçük kardeş Fiesta’yı hatırlatıyor. İlk iki neslinde D sütunundaki dikey stoplarıyla kendine has bir görünüm sunan Focus Hatchback, üçüncü neslinde çamurluklara taşan stoplarıyla yine çok farklı görünse de, bunun şık olup olmadığı ciddi bir zevk meselesi. Güncel neslinde klasik ve ağırbaşlı bir otomobil portresi çizen sedan versiyon da, yeni nesille birlikte sportif ve radikal bir tasarıma bürünmüş. Güncel modelde üçgen stoplara ev sahipliği yapan düz bagaj bölümü, yerini kıvrımlı ve yüksek bir yapıya bırakırken, çamurluklara taşan iki parçalı stoplar da ağabey Mondeo’dan izler taşıyor. Avrupa’da geliştirilen üçüncü nesilde sportif ruhun korunması için yine dinamik bir yürüyen aksam kullanılacağı bildiren Ford, motor seçeneklerinde ise aşırı beslemeli ve küçük hacimli motorlara yöneliyor. Bu hamlenin ilk adımını 180 HP gücündeki 1.6 lt’lik turbo oluştururken, 100 HP’lik 3 silindirli motorlar da ilerleyen dönemde seçenekler arasına eklenecek. Elektrikli versiyonu Amerika pazarında 2011’in son çeyreğinde satışa sunulacak olan araçta dış tasarım kadar iç mekanda da devrim yapılmış. Sürücü odaklı ve sportif bir tasarımla şekillenen kokpitte, Ford’un yeni kontrol sistemi “My Ford” opsiyonel olarak sunulacak. Menülere ve ayarlara daha hızlı ve konforlu bir ulaşım vadeden sistemde, sürücüye kişiselleştirme imkanı sunuluyor. Selefi yle karşılaştırıldığında çok daha çekici görünen kokpitin genel yapısına bakıldığında, Focus’un en ciddi rakipleri arasında yer alan Opel Astra’dan yoğun izler görmek mümkün. Yeni Focus’un fiyatı da uygun olursa, çok tutulacağına inanıyorum. |
Mitsubishi Yeni SUV
Mitsubishi’nin çeşitli otomobil fuarlarında sergilenen Concept-cX modelinin seri üretim hali olan RVR gün ışığına çıktı. Çıkıntılı burnu ve sert çizgileriyle güçlü bir görünüm sunan otomobil 4.30 metrelik uzunluğuyla sınıfının küçükleri arasında yer alıyor. 2010 Şubatında Japonya’da satışa sunulacak olan kompakt SUV’da 1.8 lt’lik benzinli motor görev yaparken, 4 tekerlekten çekişin yanında daha ekonomik önden çekişli versiyonlarda bulunacak. |
Aile Arabanız Aston Martin
Lagonda’dan beri 4 kapılı bir model üretmeyen Aston Martin, yeniden 4 kapılı aile arabası, yeni bir tasarım, 303 km/s’lik maksimum hız ve 180.000 Euro’dan başlayan Avrupa fiyatıyla çıkarıyor.
Maserati Quattroporte 90’lı yılların ortasında yollara çıktığında insanları şaşırtacak bir akımın öncüsü olacağını kim bilebilirdi ki? Mercedes-Benz’in CLS, Volkswagen’in Passat CC ve kısa bir süre önce Porsche’nin Panamera ile dahil olduğu “spor sedan” veya coupe-sedan kervanına son katılan üye Aston Martin oldu. 2006 Detroit Otomobil Fuarı’nda konsept olarak sergilenen Rapide aradan geçen 4 yılın sonunda hayalden gerçeğe dönüşüp yollarla buluştu. 2010 yılının ilk çeyreğinde ilk teslimatları gerçekleştirilecek olan araç, “4 kapılı coupe” yakıştırmasını belki de en çok hak eden otomobil.
DB9’u hatırlatan yüzü ve arka tasarımıyla, klasik Aston Martin çekiciliğini yansıtan otomobilde hafif bir açıyla yukarı doğru açılan arka kapılar en can alıcı detay olarak göze çarpıyorlar. 4 adet bağımsız koltuğa sahip olan aile Aston Martin’inin zarif bagaj kapağının altında 301 litrelik bir hacim sunulurken, iç mekanda elektronik ve klasik tasarım unsurları bir arada kullanılmış. 470 HP gücündeki 6.0 lt’lik V12’nin can verdiği Rapide, 0-100 km/s hızlanmasını 5.3 saniyede tamamlarken, aracın ulaşabildiği maksimum hız 303 km/s. Tasarımı İngiltere’de, motoru Almanya’da, üretimi ise Avusturya’da gerçekleşecek olan çok kültürlü Aston Martin’in Avrupa satış fi yatı 180.000 Euro’dan başlayacak.
|
BMW 5 Kasanın Rakipleri
Orta-üst sınıfın çıtasını yükseltecek olan yeni BMW 5 Serisi, aynı sınıftan olduğu kadar, kısa dingil mesafeli 7 Serisi’ni de gözüne kestiriyor. Business-Class’taki rekabette, dizel motorların teknolojisi sonucu etkileyebilir. AUDI A6
MERCEDES-BENZ E SERİSİ
BMW 7 SERİSİ
CHRYSLER 300C HYUNDAI GENESIS |
2010 BMW 5 Serisi
Yeni BMW 5 Serisi, beşinci neslinde 5.555.555 adetlik üretim adedini geride bırakırken, yeni jenerasyonun tanıtımı markanın Münih’teki Ar-Ge bölümünde gerçekleştirildi. 7 Serisi’nin platform kardeşi olan 5 Serisi, Mart 2010’daki Cenevre Otomobil Fuarı’ndaki lansmanın hemen ardından Türkiye’de satışa sunulacak.
Her modelde büyüyen araç boyutları, BMW’nin karakteristik böbrek formundaki radyatör ızgarasına da yansımış. Uzun motor kaputu ve olabildiğince öne alınan ön aksın yanı sıra, ilk jenerasyonlara gönderme yapan çıkıntılı burun tasarımı, 5 Serisi’nin köklerine bağlılığını gösteriyor. Ön çamurluktan başlayarak stoplara kadar uzanan derin kat izi, 3 Serisi’ndeki dinamizm havasını yaratırken, C sütünunda yapılan çalışmanın da sportifliği körüklemesi dikkat çekici. İç mekanda 7 Serisi’nden izler görmek çok doğal. Ancak detaylarda her iki model ayrışıyor. Sürücü odaklı kokpitin belirli bölümlerinde uçuşan yüzeyler dikkatli gözlerin fark edebileceği detaylardan. Orta kol dayamadan, vites kolunun solundan ön konsola doğru uzayan yüzeyin şıklığı da bir diğer tasarım detayı. Dördüncü nesil iDrive’ı barındıran orta konsolda, şasi sistemine hükmedilen (Comfort, Normal, Sport ve Sport+ olarak 4 farklı mod) buton da yer alıyor. Park destek sistemi ve kamera kontrolü de yine aynı yerden yapılabiliyor. 2010 Cenevre Otomobil Fuarı’nda dünya lansmanı yapılacak olan yeni 5 Serisi’nin ilk aşamada 2.0 lt’lik motor seçeneği olmayacak. Cenevre’de tanıtıldıktan hemen sonra, mart ayında Türkiye’de satılmaya başlanacak olan yeni 5 Serisi’nin benzinli motorları, 3 farklı kademedeki 3.0 lt’lik ve 1 de çift turbo beslemeli 4.4 lt’den oluşuyor. İlk dizeller ise 3.0 lt’lik ortak bir blok paylaşıyorlar. 8 kademeli otomatik şanzıman, ilk aşamada tanıtılan motorlarda sunulacak. |
Volkswagen’den Lüx Pick-Up
Volkswagen hobi ve iş kullanımına yönelik pek çok lüks SUV’u dahi kıskandıracak tarz sahibi bir pickup’a imza attı. 2010’un ilk çeyreğinde ilk etapta Güney Amerika pazarında satışa sunulacak olan orta boy pick-up, pek çok lüks SUV’u bile kıskandıracak olan güçlü ve karizmatik yüzüyle dikkat çekiyor. 2.0 lt 163 HP’lik çift turbo beslemeli dizelle donatılacak olan aracın 4 tekerlekten çekişli ve arkadan itişli versiyonları bulunuyor. 6 ileri manuel şanzımanın görev yaptığı Amarok’un standart donanımında ABS, elektronik diferansiyel kilidi ve yokuş kalkış desteği sunulurken, ESP, perde havayastıkları, otomatik klima, 17 inçlik alaşım jantlar opsiyonel olarak sunuluyor. 2010’un son çeyreğinde Türkiye’de satışa sunulması beklenen Amarok’un 122 HP gücündeki baz versiyonu da yine yıl sonunda tanıtılacak. Tasarımı aslında o kadar da hoş değil aslında. Görmeden konuşmak istemiyorum tabi. Biran önce çıksında görelim. |
Romeo ve Juliet Yeniden Kavuşuyor
100’üncü yılını kutlamaya hazırlanan Alfa Romeo, 2010’un ikinci çeyreğinde Avrupa’da satışa sunulacak olan Giulietta ile ölümsüz aşkına tekrar kavuşuyor. Kompakt sınıfta 2000 yılından bu yana 147 ile mücadele eden Alfa Romeo, uzun süreden beri emekliliğini bekleyen 147’nin yerini Giulietta ile dolduracak. MiTo ile başlayan ve geçmişten izler taşıyan duygusal tasarım diliyle şekillenen güzel Giulietta’nın yüzünü Alfa Romeo’nun “cuore sportivo” yani sporcu yürek ızgarası süslerken, tampondaki hava girişi de dudağa benzetilmiş. Yerini aldığı 147’den farklı olarak sadece 5 kapılı karoserle üretilecek olan Giulietta, geriye doğru alçalan tavanı ve C sütununa gizlenen arka kapı açma kollarıyla sportif bir görünüm sergilerken, LED’li stopların süslediği arka bölümde de sportifl ik ve güçlü görünüm ön planda tutulmuş. Fiat Bravo’nun geliştirilmiş platformunun kullanıldığı Giulietta’da tamamı turbo beslemeli 1.4 lt 120 HP, 170 HP ve 1.8 lt 235 HP benzinli ile 1.6 lt 105 HP ve 2.0 lt 170 HP dizel motor seçenekleri sunulacak. Manuel şanzımanlı versiyonların tamamında start-stop sistemi standartken, otomatik şanzımanlı versiyonlarda bu teknolojiye yer verilmiyor. Küçük kardeş MiTo’dan tanıdığımız DNA aktif sürüş kontrol sistemi, 147’den miras, ön diferansiyel kilidi Q2 gibi yardımcılarla donatılacak olan aracın 350 litrelik bagaj hacmi, selefi ne göre 70 litre artış anlamına gelirken, 4.35 metreye ulaşan uzunluk ve 2.63 metrelik dingil mesafeleri de 147’ye göre ciddi bir büyüme anlamına geliyorlar. |
Yeni Volkswagen Tiguan!
Volkswagen’in kompakt SUV modeli Tiguan, yollara çıkışının ikinci yılı sonunda yeni modeliyle Guangzhou Otomobil Fuarı’nda göründü. İlk etapta Çin pazarında satışa sunulacak olan araçta değişen ön ızgara ve tampon sayesinde daha güçlü bir görünüm elde edilirken, arka tasarımda herhangi bir değişiklik yapılmamış. 2010’un ikinci yarısında Avrupa’da satışa sunulması beklenen aracın motor seçenekleri de korunurken, iç mekanda Golf VI’dan tanıdığımız göstergeler ve kumanda elemanları sayesinde daha kaliteli ve değerli görünen bir atmosfer yaratılmış. Satış fiyatı ise tam olarak belli değil. |


Paris Motor Şov öncesi BMW’nin yeni BMW X1 konsepti ortaya çıktı. Aracın 2009′da yaklaşık €25,246′dan başlayan fiyatlarla (İngiltere fiyatı) satışa sunulması bekleniyor. BMW, senede 100,000 adet X1 satmayı hedefliyor.
Bugüne kadar ürettiği modellerde “eski” ve “yeni” dünya ayrımı yapan Ford, Detroit Otomobil Fuarı’nda tanıttığı Focus ile dünyaları birleştiren evrensel bir modele imza atıyor.



Tasarımı özellikle çok dikkat çekici ve hoş. Ayrıca tüm Aston Martin kendi şeklini her modelde olduğu gibi kaybetmemiş. 4 kapılı olması gerçekten iyi bir karar. Hem oldukça spor, hoş ve aile arabası denilebilir.
2.0 ve 3.0 lt’lik TDI motorlar ile satış rakamlarını arttıran A6, Audi’yi bu sınıfta hiç olmadığı kadar güçlü bir konuma getirdi. 4 tekerlekten çekiş sistemi quattro’nun yanı sıra, birinci sınıf işçilik A6’nın elini kuvvetlendiriyor. A6’nın fiyatları 61.000 Euro seviyesinden başlıyor (A6 2.0 TDI 136 HP multitronic). Sipariş üzerine Avant ismindeki station karoser de mevcut.
Bu yıl tamamen yenilenen Mercedes-Benz E Serisi, turbo beslemeli benzinli ve dizel motorlarıyla konforun ve ekonominin bu sınıftaki en iyi harmanlarından birini sunuyor. Özellikle 204 HP’lik E 250 CDI ve E 250 CGI modelleriyle satışlarını iyice arttıran yeni E Serisi, güvenlik donanımları ve geniş iç mekanıyla rakiplerinden ayrılıyor.
5 Serisi’ne platformunu vererek bir nevi kendine dişli bir rakip yaratan 7 Serisi’nin şu anki fiyatı yaklaşık 155.500 Euro’dan (730d) başlıyor. Yeni 5 Serisi’nin 3.0 lt seviyesindeki rakipleri A6 ve E Serisi’nin dizellerine baktığımızda fiyatların yaklaşık 95.000 Euro seviyesinde olduğunu görüyoruz. Almanya’da yeni 530d ile 730d arasındaki fark ise 26.000 Euro. Türkiye’deki farkın 55.000 Euro olması beklenirken, böyle bir fark karşılığında 5 Serisi almak daha mantıklı karşılanabilir.
İki nesil önceki E Serisi platformu üzerine inşa edilen 300C, gösterişli tasarımını yine E Serisi’nden alınan 3.0 lt 218 HP’lik motorla tamamlıyor. Teknolojisi biraz eski kalsa da, yaklaşık 60.000 Euro seviyesindeki fiyatları 300C’nin hala tercih edilebilir bir seçenek olmasını sağlıyor. Üstelik station versiyonu da sipariş edebilirsiniz.
Amerika’da yılın otomobili seçilen, Hyundai’nin üst sınıfa da göz kırpan üyesi Genesis’in sadece 3.8 lt’lik V6 benzinli motorla satılması rekabette zorlanmasına yol açıyor. Türkiye pazarı için yeni bir model olan Genesis, dizel motorunun olmamasına rağmen çok zengin bir donanım sunuyor. Tek tip olan Genesis’in fiyatı 202.000 TL.
Tasarımıyla kendine baktıran Jaguar XF, 3.0 lt’lik çift turbo beslemeli motoruyla rekabetteki yerini koruyor. Bu motor haricinde benzinli seçenekler de sipariş edilebiliyor. Çok yüksek satış adetlerine ulaşmasa da Premium sınıf için prestijli bir seçenek olması, fiyatı 75.000 Euro’dan başlayan XF’in tercih edilmesinde rol oynuyor.
Çeşitli dizel ve benzinli motor seçenekleriyle pazarın en iyi alternatiflerinden biri olan S80, 4 tekerlekten çekiş opsiyonlu versiyonlara da sahip. 2.4 lt 204 HP’lik dizel motorun satışların büyük bir kısmını oluşturduğu S80’in 3.0 lt 285 HP’lik V6 ve 4.4 lt 315 HP’lik bir de V8 benzinlisi mevcut. Kampanyalı fiyatlar 54.800 Euro’dan başlıyor.













Yorumlar